|
|
Haber press
• 6/8/2007 - Aldatanların oranı %50 sen hangi dilmdesin?
Cinsel Tıp Derneği'nin 'aldatma' üzerine yaptığı araştırmada; 'Eşim
beni ihmal ettiği için aldattım' diyenlerin oranı yüzde 50 çıktı.
Ankete katılan 1.250 kişinin yüzde 48'i başkasını sevdiği için eşini
aldattığını söyledi. Oysa katılımcıların yüzde 42'si 'Neden
evlendiniz?' sorusuna da şu cevabı verdi: "Çünkü aşık olmuştum!"
Aldatılma hikayesinin mağdurlarından biri de ünlü göz doktoru Sinan
Göker'in eşi, akademisyen Banu Göker. Aşık olup evlenen ama evliliğinin
daha ikinci yılı aldatıldığını hisseden Göker: "Hülya Avşar, anıra
anıra ağladığını anlatıyordu; birebir hissettim... Kimsenin başına
gelmesin!" Aldatıldığını anlayınca boşanmak isteyen, ancak bu kez mahkemede eşi
tarafından 'aldattı' diyerek suçlanan ünlü göz doktoru Sinan Göker'in
eşi Banu Göker: Birinden kopup yalnız yaşamak ölümle eş değermiş.
Onurlu bir insan için aldatılmak işkence gibi bir şey..
 * Aldatılmak sizce nasıl bir şey? Ayrılık acısı, terk
edilmek ve birinden kopup yalnız yaşamak, ölüm acısına eş değermiş.
Aldatılmak onurlu bir insan için işkence gibi bir şey. Özellikle neye
tercih edildiğini düşündüğünde daha da anlaşılmaz bir hal alıyor.
* Mutsuz evlilik ve şiddetli geçimsizlik sadakatsizliğe itiyor olabilir mi? Ben
aldatıldığımı ilk fark ettiğimde iki yıllık evliydik. Evde kucak kucağa
televizyon seyreder, bahçeyi bile el ele sulardık. Birbirimize aşık bir
çifttik, öyle kavgalarımız falan olmadı. Eve telefon geldi, sonradan 21
yaşında olduğunu öğrendiğim bir kız eşimi arıyordu. 'Kim arıyor?' diye
sordum, kız arkadaşı olduğunu söyledi. Sinan bunu inkar etti. Ben de
zaten çok aşığım, inanmak istemedim. Ama sonra arayanlar arttı, zaten
etraftan herkes bu durumu konuşmaya başladı. Sonra o da inkar etmedi,
doğruladı. Evleri ayırdık, taşındı. En büyük acıyı evi terk ettiği gün
hissettiğimi sanıyordum. Ama en derin üzüntüyü; ayrılığımızdan sonra
ona yolladığım ve girişlerinde ona olan sevgimi anlattığım kitaplarımı
çöpe attığını öğrendiğimde yaşadım. Ama şunu söyleyebilirim, bizim
evliliğimizde geçimsizlik, sadakatsizliği çağırmadı.
BENİMLE EVLENİRKEN EVLİYMİŞ! * Boşanma
davasında siz de sadakatsizlikle suçlandınız hatta bu durum medyaya
yansıdı. Aldatılmak mı yoksa aldatılmakla suçlanmak mı daha kötü? Aldatılmak
insanı o kadar paramparça ediyor ki, bunun altından bir kadın olarak
kurtulmak hiç kolay değil. Bizim beraberliğimiz 2000 yılında başladı.
Sinan o zaman 12 yıllık evliymiş. Benden de evli olduğunu saklamıştı,
aynı benimle olan evliliğini başka kadınlardan sakladığı gibi...
Öğrendiğimde çok üzüldüm; birlikte olabilmemiz ve hemen boşanabilmek
için eski eşine 500 bin dolar vermeyi kabul etti. Benimle evlenebilmek
için bir günde boşandı! Biz 2003'te evlendik, 2 yıl evlilikle beraber 5
yıl beraber olduk. Üç yıldır boşanmak için uğraşıyoruz. İki yıl boyunca
kendimi toparlayamadım, depresyondan çıkamadım. Benim 'aldatmakla'
suçlanmama gelince; kendi üzerindeki lekeyi çıkartmak için
avukatlarının yanlış taktiğini uyguluyor. Hakkolar ve Özallar'ın
boşanma davasında da eşe tazminat ödememek için ilk yaptıkları kadını
suçlamak olmuştu.
* İnsan kendini öteki kadınlarla kıyaslıyor mu? Zaten
tanıdığım kişilerdi. Hatta bir tanesi benim tanıştırdığım insanlardan
biriydi. 25 yaşlarında kadınlar, onları suçlamadım; herhalde onları
kandırmak için çaba harcamıştır. Ancak kadınların da erkeklerin de en
azından parmağında yüzük olan kişilere bakmaması lazım. Yüzük bir
sözdür, bir işarettir. Hoş; ellerini ameliyatlardan dolayı sürekli
sterilize ettiği bahanesiyle Sinan yüzük takmıyordu!
* Neden tazminat talep ediyorsunuz, insan can acıtmak mı istiyor? Ben,
Sinan beni terk edip başka kadınlarla yaşamaya başladıktan sonra
ayrılık davası açtım, boşanma değil! O, bunu kabul etmediği için
ayrılamadık. Ayrılık tam boşanma anlamına gelmiyordu. Benim o dönemde
hala bir umudum vardı; aşıktım, Sinan 47 yaşındaydı, yaş dönümüdür
geçer diye düşündüm. Ancak sonra onunla hiç diyalog kuramamaya
başladım. Telefonlarıma bile çıkmıyordu. Benim oturduğum evin kontratı
evliyken yapıldığı için onun üzerineydi; kirasını kendim karşılıyordum
ama ev sahibiyle bir olup evi boşalttırdı. Tüm mahkeme masraflarını,
oturmadığım ayların bile kiralarını bana ödetti. Bu yüzden arabamı
satmak zorunda kaldım, icra geldi. Eşyalarımı depoya koydum, kedimle
sokakta kaldık, dört ay arkadaşlarımda yaşadım. Birçok iş sözleşmemin
gerçekleşmesini engellemesi de cabası! Tazminat davası açma nedenim
tamamen evle ilgili yaptığı haksız davranışlardan ötürüdür. Sinan'ın
maddi durumu ortada; Bebek'teki Ayşe Sultan Korusu'nda benim
tanıştırdığım, birlikte fotoğraflarımız olan 26 yaşındaki sevgilisiyle
oturuyor. Türkiye'nin en başarılı hastanelerinden birine sahip ve her
gün kuyrukta lazer olmayı bekleyen hastalarıyla hayatına devam ediyor.
HÜLYA AVŞAR GİBİ AĞLADIM * Aldatma ve aldatılma herkesin başına geliyor; Hülya Avşar, Tamer Karadağlı... Onların haberlerini okuyunca ne hissediyorsunuz? Ne
hissettiklerini çok iyi anlıyorum. Hülya Avşar anıra anıra ağladığını
söylüyordu bir röportajında. Onu dinleyince neler yaşadığını birebir
hissettim. Bağırarak ağlamak zehri atmak gibi, beklemediğin bir iç
deprem... Artık neye güveneceğinizi şaşırıyorsunuz ve anıra anıra
ağlıyorsunuz. Aldatılmak kadın için büyük bir yıkım; kimsenin başına
gelmesin!Sabah
|
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!
|
|
|
|
|